Hotmail Tabanlı Msn Al isminiz@Cesuryurek.NET
Kayıt Ol
Mail Girişi
Cesuryurek, cinsellik, beslenme, sağlık, msn, felsefe, irc, mirc indir, blog - Part 2 Cesur yürek Cesuryurek.Net
Logo Background RSS

  • Felsefe – Gadamer ve Dört Önemli Kavram
    Yazar CesuryureK Tarih Şubat 21st, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Hans Georg Gadamer ve Dört Önemli Kavram

    1. Etkin tarihsel bilinç

    En genel anlamda Gadamer’in felsefece yorumbilgisinin temelini, birbiriyle iç içe geçecek denli yakından bağlantılı dört kavramın oluşturduğu söylenebilir. Bunlardan ilki, bilmem her dummda ta ıihten etkilendiğini, tarihin etkilerine çak olduğunu dile getiren “etkin tarihsel bilinç” kavramıdır. Açık olduğu üzere, Gadamer’in felsefece yorumbilgisi, Varlık ve Zaman’da Heidegger ’in ana içgörülerinden birine karşılık gelen, kişinin gerek kendisini gerekse bir varlık olarak kendi olanaklarını anlamasının zamansal, daha da önemlisi tarihsel olarak belirleniyor olması düşüncesini bütünüyle korumaktadır. Dolayısıyla, başta Descartes olmak üzere pek çok modern filozofun ve Aydınlanma düşünürlerinin de büyük bir korku duymalarına kaynaklık eden anlamanın tarihselliği gerçeği, Gadamer için kendisinden korkulacak bir durum oluşturmaktan çok anlama için olumlu bir nitelik olarak değerlendirilmektedir. Tarihten etkileniyor olmak demek Descartes’ın bütün bir felsefesiyle aradığı “ilk dayanak” diye bir başlangıç noktası- olmadığı anlamına gelirken, tarihin etkilerine açık olmak ise gelenek yoluyla bize ulaşan metinlerin ya da sanat yapıtlarının varolan anlama ufkumuzu sorun edinmemize yol vermesi anlamına gelmektedir. Bu temel düşüncenin ışığı altında Gadamer, anlamanın nasıl olanaklı olduğunu açıklamak için Heidegger’ci “yorumbilgisi döngüsü” kavramına baş vura Anlama her zaman için döngüseldir ama bu döngüsellik kasırdöngü anlamında bir döngüsellik değildir.

    2. Önyargı

    Anlam beklentisi, önanlamalar ya da önyargılar, yorumlamaya çalıştığımız metnin ya da sanat yapıtının bölümleri aynı zamanda eldeki metnin bütününü yansıttığı için anlamamız üzerinde oluşturucu konumdadırlar. Daha açık söylemek gerekirse Gadamer’in felsefece yorumbilgisinin ikinci kavramı “önyargı”dır. Buna göre önyargılar çoğunluk sanıldığının tersine anlamanın önündeki en büyük engel değildir. Tam tersine anlamayı olanaklı kılan önyargalardır. Hiç kuşkusuz burada Gadamer önyargı ile anlama arasında kurduğu bu özsel ilişkiden kimi eleştirilerin belirttiği gibi önyargılara körü körüne sadık kalmayı anlamamaktadır. Bir başka deyişle, anlamanın önyargılarca olanaklı kılınıyor olması, önyargılara ilişkin eleştirel uzaklığımızı yitirmemizi gerektirmez. Burada asıl vurgulanmak istenen,hiçbir koşulda anlama sürecinde karşılaştığımız yorumbilgisi döngüsünün dışına çakamayacağımız ve dolayısıyla da kendisi “hiçbir yer”’ olan önyargısız bir konumdan anlamamız olanaksız olduğu için, bize düşen, anlamamızı tarihsel olarak koşullandıran “olumsuz” önyargılara ilişkin farkındalığımızı arttırarak yeni anlamaların anlamamıza olabildiğince iyileştirmektir.

    3. Oyun

    Üçüncü kavram, Gadamer’in Kant’ın estetiğinden alarak yeni bir anlam kazandırdığı (Kant’an ise zihinsel yetilerin özgür oyunu anlamında kullandığı) “oyun” kavramıdır. Oyun kavramı Doğruluk ile Yöntemin özellikle iki yerinde çok önemli bağlamlarda, özelde estetiğin öznelliğini aşmak genelde ise modern felsefenin öznelliğini aşmak için başvurulan bir kavramdır. Bu bağlamlardan ilkinde Gadamer, tıpkı bir oyunda yer alan oyuncunun oyunun kendisi tarafından yutulması gibi, sanat yapıtlarıyla girdiğimiz ilişkide oynadığımız oyunda öznenin doğruluk yaşantısına geçebilmek için nasıl kendini kaybettiğini betimlemektedir. Oyun kavramının çözümlendiği ikinci bağlam olan 3. Bölüm’de Gadamer, yorumbilgisi deneyimine aracılık eden dil üstüne yoğunlaşarak, Wiırgenstein’m sonraki dönemine çok yakın bir biçimde dili öznenin bilinciyle temellendirmek yerine söyleşim ya da söyleşi diye adlandırdığımız “dil oyunu” ile temellendirmektedir.

    (daha fazla…)

  • Felsefe – Gadamer ve Hermeneutik
    Yazar CesuryureK Tarih Şubat 21st, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Hans Georg Gadamer ve Hermeneutik

    Gadamer’in Hermeneutiği

    Hakikat ve Yöntem’de Gadamer, amacının insan bilimlerinin ne olduğunu keşfetmek olduğunu belirtir. Takdim edilen iki tema, Hakikat ve Yöntem projesi için can alıcı öneme haizdir.

    İlki; amacının insan bilimlerinin gerçekte ne olduklarını araştırmak olduğu ifadesinde bulunur. Bu arayış Gadamer’i insan bilimlerinin evriminin, “modern bilimin ruhunun” onların gelişimleri üzerindeki etkisinin ve hümanistik mirasın bazı temel unsurları korumaları olgusunun analizine götürür. Kitabın ilk yarısında, Vico, Dilthey ve hümanist geleneğin diğer temsilcileri tarafından tanımlanan temel hümanistik kavramlara değinilir. Ayrıca sanat deneyiminin hakikat bağlamında analizi yer alır.

    İkinci tema., yapıtın merkezi ilgisini oluşturur. “Anlama” nasıl olanaklıdır. Kitabında insan bilimlerinin keşfi yerine getirilmesi ilk görev olmakla birlikte, o çok daha zor olan “anlama”nın bizatihi kendisinin nasıl mümkün olduğuna yoğunlaşır. Buradan, anlamanın hangi türünün insan bilimlerine uygun olduğu sorusuyla ve dolayısıyla evrensel anlamanın kendisinin ne olduğu sorusuyla ilgilenmeye sürüklenir.

    Onun bu soruya cevabı, bütün anlamanın hermeneutik olduğu ve bu yüzden, anlamanın doğasıyla ilgili bir analizin “evrensel heremeneutik”in analiziyle örtüştüğüdür.

    Gadamer heremeneutik’i;

    “sonluluğunu/sınırlılığını” ve tarihselliğini oluşturan ve bu yüzden dünyayla tecrübesinin tamamını içeren Orada varlığın hareket halindeki temel varlığı olarak tanımlar.

    (daha fazla…)

  • Felsefe – Hans Georg Gadamer’in Etkileri
    Yazar CesuryureK Tarih Şubat 21st, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Hans Georg Gadamer’in Etkileri

    Gadamer, “felsefi yorumbilgisi” adlı anlama öğretisi ile Friedrich Schleiermacher ve Wilhelm Dilthey’ın yorumbilgisi-tin bilimleri geleneğinde yer alır. Yirminci yüzyılda, özellikle de Gadamer’in hocası olmuş Martin Heidegger’in o çok önemli “varoluş” kavramıyla birlikte felsefe, hakikati arama ödevini yorumbilgisinde ciddiyetle yerine getirmeye devam eder.

    “Hakikat” derken söz konusu olan, doğa bilimlerinin nesnel olarak “açıklayıcı” yöntem bilgisi anlamında değil, insanın dünya deneyiminin var oluşsal koşulları ile ilgili olan ve insanın “anlayarak” yaklaştığı, empatiyle anlaşılan bir hakikat kavramıdır.

    Bu hakikat kavramını Gadamer kendinden öncekilere göre daha fazla ölçüde tarihsel olana ve “geleneğe” bağlamıştır. Buna göre “hakikat” mutlak ve zamanı aşan bir şey değil, tarihsel akışın, “etki tarihi”nin bir fenomenidir.

    Hakikati (yani önemli ölçüde tarihin içerdiği anlamı) “anlamak”, “bir gelenek oluşumunun içine girmek”tir. Gadamer’in yorumbilgisinin en önemli noktalarından biri, anlayanın kendisinin de gelenekle etkileşimde bulunmasıdır. Nesnesiyle burada karşılaşır ve bundan dolayı, tarihsel durumun hakikatine hakkını vermek için kendi “yorumbilgisel durumu”nu çok iyi bilmek zorundadır.

    Buna karşın Gadamer, söz konusu tarihsel durumlara olan mesafenin nesnel olarak kavramsal biçimde nasıl anlaşılacağının çözümüne ilişkin, somut dayanak noktaları sunmadan, yalnızca ana hatlarıyla bir “bilinç” ortaya koymuştur.

    (daha fazla…)

  • Filozoflar – Hans Georg Gadamer
    Yazar CesuryureK Tarih Şubat 21st, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Hans Georg Gadamer Kimdir? (1900-2002)

    Gadamer, Almanya’nın Marburg kentinde doğdu. 1900′de başlayan yaşamı, onun 21. yüzyılı karşılamasına kadar uzun sürdü.

    Bir kimya profesörünün oğluydu. Breslau, Marburg, Freiburg ve Münih üniversitelerinde beşeri bilimler öğrenimi gördü. Freiburg’da Martin Heidegger’in yanında yaptığı felsefe doktorasını 1922’de tamamladı.

    1933te Marburg’da, 1934-35 yıllarında Kiev’de estetik ve etik dersleri verdi.

    1937’de Marburg’da kadro dışı profesör oldu. İki yıl sonra Leipzig Universitesi’ne kadrolu profesör olarak atandı. Ardından, Frankfurt (1947-49) ve Heidelberg (1949’dan başlayarak) üniversitelerinde dersler verdi. 1968’de emekliye ayrıldıktan sonra da üniversitede ders vermeyi sürdürdü.

    Yöntemini büyük ölçüde Wilhelm Dilthey, Edmund Husserl ve Martin Heidegger’in kavramlarından yararlanarak geliştirmiştir.

    Gadamer’de hermeneutik felsefenin tam odağında yer alır; anlama, onun için dünyadaki var oluşumuzun temel bir tarzıdır.

  • Filozoflar – Gabriel Acosta
    Yazar CesuryureK Tarih Şubat 21st, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Gabriel Acosta Kimdir? (1585-1640)

    Portekizli düşünürdür.

    Ruhun ölümsüzlüğü inancına karsı çıkmış, din sorunlarının akılcı bir yöntemle eleştirilmesi geleneğini kurmuştur.

    Oporto’da doğdu, Amsterdam’da öldü. Sonradan Katolik olan Yahudi bir ailenin oğludur. Çocukluğunda sıkı bir Katolik eğitimi gördü. Coimbra’da öğrenimini bitirdikten sonra küçük bir manastıra kapandı. Burada İncil üzerinde yaptığı çalışmalar sonucu, Yahudilik’e yönelince, ailesini de buna inandırmaya çalıştı. Ailesi dinsel inançları nedeniyle kovuşturmaya uğramaktan korkarak Amsterdam’a sığındı. Acosta Amsterdam’da Yahudi ayinlerinin ve öbür dinsel uygulamalarının İncıl’e uymadığı, gereksiz katılıklarla dolu olduğu kanısına vardı.

    Hahamlarla uzun tartışmalara girişti: ruhun ölümsüzlüğü ilkesinin belirsizliğini ve İncıl’in tutarsız oluşunu vurgulayan bir kitap yazdı. 1624′te “Examen dos Tradiçoens Phariseas Conferidas Con a Lay Escnta” adıyla yayımladığı bu kitabı nedeniyle din düşmanı sayıldı. Kitap bir başka yapıtıyla birlikte toplattırılarak yakıldı, kendisi de aforoz edildi.

    1633′te yeniden Yahudi topluluğuna dönmek istedi. Bu istek, görüşlerinin değişmesinden değil, bir toplumsal çevre gereksinîminden kaynaklanıyordu. Yeniden topluluğa kabul edilen Acosta, bir süre sonra Musa’nın getirdiği ilkelerin tanrısallığından kuşkuya düşerek, tüm dinlerin insan düşüncesinden doğup doğmadığını sorguladı. Daha sonra tüm Yahudi kurallarını çiğnediği ve iki Hıristiyan’ı Yahudi olmaktan alıkoyduğu gerekçesiyle suçlanarak, Sinagog’dan kovuldu. 1640′ta son bir kez daha Yahudi toplumuna kabul edilmesi için başvurdu. Bunun gereği olarak ağır kefaret cezalarından geçmeye zorlandı. Önce sinagogda pişmanlığını dile getirdi, sonra 39 kamçı yiyerek yere yatırıldı, üzerinden tüm Yahudi cemaati yürütüldü.

    (daha fazla…)

domain